"Hak" Edilmez Fark Edilir
| 25 Ocak 2010 |
Hani şu herşeyi olmasa da birçok şeyi belirleyen tipimiz...

Aklıma takılan kısmı şu; hayata birkaç sıfır eksik ya da fazla başlamamızı sağlayan vergi, neye karşı bize bahşedilir? Buralara düşerken hatırlamadığımız bir sınava tabi olup bir bedene girmeye hak kazandığımızı düşündürüyor insana. Öte yandan da kabına sığmayan ruhları ve içine yakışmayan kapları bir arada görüp iç geçiriyorum. Şu ceylan gözlü, gün gelmiş tüm kötülüğünü burun deliklerinden duvara saçmışken, o kafanızı çevirip bakmayacağınız kirpi, sıraya bile girmeden unufak olmuş tipinden mütevellit.
Fark edilmek, neyin önünü açar?
Burun farkının mevzubahis olduğu çoğu konunun kapağını aralar. Dürüstçe ve eşekçe belirtmeli ki, bu doğru!
Dolayısıyla ceylan gözsüzler arasında parmak şıklattıracak bir farklılık olmadığı anda kahraman çoğu zaman sıradakidir.
Onların da bir kısmı masallardan transfer olurlar. Ellerinden replikleri alınana kadar mutlu bile ederler hem dinleyeni, hem okuyanı... Sonra prens öper ve masal oracıkta biter. Çocukken bile içinden çıkamadığım bir kabusun ayak sesleri. Neden en güzel anında bitti? Hatta biraz daha açık konuşalım, süren kısmı neden yetmedi? (diye sorar çocuk, cevabına büyüse bile inanmayacaktır. Ama olsun!)
Sonra üçüncü kez izlenen bir film cevabı verir.
"Güzel kadınlar/adamlar görünmezdir." (der)
Çünkü göz güzelliğe takılır ve içini boşverir.
Bu yüzden birçok dışına sıkışmış iç (siz başka gözlere dalmışken) gözden kaybolur ve gider.






bişi dicem
hiç fena değil